Biraz müstehcen bir hikâye anlatıp onun üzerinden bir çıkarımda bulunacağım.
Ayıplayacak olan okumasın lütfen...!
Eskiden bir medresede icazet alma hazırlığında ve telaşında olan mollalarına güncel hayata dair bazı tavsiyelerini aktaran ders-i âm hoca efendilerden biri:
"Evlatlarım, yarın her biriniz her bir tarafa dağılacaksınız. Hayatın zorluklarıyla boğuşacaksınız. Hepsinden önemlisi de her birinizin kendine uygun birer eş bulup hayatın zorluklarını birlikte üstlenmeniz lazım. Onun için bazı kriterlere de önem vermek lazım" demiş ve yapacakları evlilik için şöyle bir tavsiyede bulunmuş:
"Evleneceğiniz hanım, huyu suyu iyi, karakteri düzgün olmasının yanında, sokakta hanım efendi, mutfakta aşçı, yatakta ..ospu olmalı ki, hayatın zorlukları karşısında yalpalamayasınız, evlendiğinizi bilesiniz; aksi takdirde felek vurgunuyla kalmaz, kelek vurgununu da ikramiye olarak alırsınız" demiş ve buna mümasil daha bazı tavsiyelerde bulunarak talebelerini medreseden mezun etmiş ve uğurlamış.
Yıllar sonra talebelerinden biri medreseye ziyaret için geldiğinde hocasıyla yapılan hoşbeşten sonra evlenmiş olduğunu hocasına aktarınca hoca, talebelerine yapmış olduğu mühim tavsiyeyi hatırlamış ve bu tavsiyeye uyup uymadığını talebesine sorunca talebe:
"Hocam tavsiyenizi dikkate aldım almasına da ancak hafif bir sapma ile mümkün olabildi. Bizimkisi mutfakta hanım efendi, yatakta aşçı, sokakta ..ospu oldu" demiş. Gülüşerek muhabbeti tamamlamışlarsa da talebenin bu durumu hocasının da içine dert olmuş...
Kıssadan hisse:
Bu hikayedeki "mutfaktaki hanım efendilik" ve "yataktaki aşçılık" örneklerinin toplum bazında çok fazla boy göstermesi yüzünden bugün özellikle kendisini "dindar" "muhafazakâr" diye tanımlayan kesimde çok fazla ailesel parçalanmalar, dramlar, hatta trajediler, bazan da traji-komediler yaşanmakta, belki bir süre sonra bu yerli Türk dizilerine en önemli konu olacaktır.
Çünkü bu evdeki hanım efendilik / bey efendilik rolünü benimseyen kişilerin mağdur durumdaki eşlerine "komşuları yardımcı olmakta" ve toplumsal, büyük ölçekli bir trajediye doğru gidilmektedir.
Zira nikah cüzdanı sahip olmak demek, nikah cüzdanını paylaştığınız erkek ya da kadını "sığır" olarak alıp ahırınıza bağladığınız anlamına gelmiyor...
Bu olgudan sebep şikayetler, ayrılmalar, yuva dağılmaları çoğaldığı için böyle bir paylaşım yapmak içimden geçti. Dostlarım bağışlasınlar...
Gülmekten katılmayalım da....!
|
Sitemizdeki Yazıları |
|
Gençler Hayalleriyle, İhtiyar Delikanlılar Hatıralarıyla Yaşarlar... mışşş... |
|
Sitemizdeki Yazıları |
|
Gençler Hayalleriyle, İhtiyar Delikanlılar Hatıralarıyla Yaşarlar... mışşş... |